Her insanın kendi iç dünyasında kendine özgü hayalleri vardır. Özellikle lise çağlarında artık geleceği ile ilgili kararlar vermeye ve meslek sahibi olmayı düşündüğü mesleği beyninde kurgulamaya başlar. Bende o yaşlarda doktor veya dişhekimi olmayı istiyordum.
Neden? İnsana sağlık alanında hizmet vermenin kendini ve mutluluğunu bence başka hiçbir meslek veremezdi. Böyle düşünmemin nedeni belkide kendisini hastalarına adamış ve doktor olan babamdı herhalde.
Neyse! Dişhekimi oldum. Önce akademik kariyer yapacak sonra da hem Fakültemde hem muayenehanemde hastalarıma hizmet edecektim. İşin içine girdikçe güzel yurdumda diş ve ağız sağlığı diye bir şeyin olmadığı çok net olarak belirmeye başlamıştı. Devrimci düşüncelere sahip eylemci bir kuşaktan geldiğim için bir şeyler yapmalıydım bu konuda. Son nokta ise Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde 1985-86 yılında rotasyana gittiğimde konmuştu. Birgün orada poliklinik yaparken hastama “bir dahaki randevuna bana fırçanı getirirmisin “ demiştim. Bu biz periodontologların her hastamıza reflex olarak söylediğimiz bir cümleydi. Çünkü o seansta kendisine uygulamalı olarak diş fırçalamasını öğretirdik. Hastanın bir dahaki randevusuna geldiğinde ünitin tabletinin üstünde bir elbise fırçasına benzer bir fırça duruyordu.
Bu ne? Diye sorduğumda; Evladım bana fırçanı getir dedin ya diye yanıt verdi. Şaşırmıştım. Kendisine mi kızmalıydım yoksa kendime mi kızmalıydım? Yok yoksa bu eğitimi ona vermeyen tüm sorumlulara mı kızmalıydım? Burada bir yanlışlık vardı. Dişhekimine giden biri kendinden fırça istendiğinde başka bir fırça getiriyorsa bunun sorumlusu hekimler, eğitimciler ve başta politikacılar olmak üzere tüm sorumlular olmalıydı. Bir şeyler yapmalı ve güzel yurdum insanları eğitilmeliydi. Bunun tek yolu vardı. İnsanları diş ve ağız sağlığı konusunda eğitmek, eğitmek ve de eğitmek.
Geçen 20 senede hep bu amaçla çalışmalarda bulundum ve nihayet benim gibi düşünen hem de dişhekimi olmayan ama diş ve ağız sağlığının önemini anlamış bulunan arkadaşlarla bu derneği kurduk.
Sivil toplum örgütlerinin öneminin artık tartışılmadığı bu yüzyılda ADSD ninde toplumumuza çok önemli katkılarda bulunacağına inanıyorum.
Yüzünüzden gülücükler ağzınızdan dişleriniz eksik olmasın.
İstanbul Üniversitesi Diş Hekimi Fakültesi Prof. Dr. Dekanı Hasan Meriç